KRİZ NEDİR Kİ?

Mustafa SAYIN Bu kriz denilen durumlarla bizim aramız o kadar iyi ki, sık sık sarmaş dolaş oluyoruz. Ama bu kelime yabancı kökenli olduğu için bu kez aslına uygun olarak dışarıdan geldi. Herhalde lisan bilmediğimizden ya da kelimenin anlamını kavrayamadığımdan hala ne derinliğini ne de genişliğini görebilmiş değiliz. Tabi büyüklerimiz –yine de-herşeyi bildiklerinden, bazen ‘’bize dokunmayacak’’, bazen ‘’teğet geçecek’’, bazen de ‘’gelsin bakalım, ne yapacağını bir görelim, nasıl olsa defterini düreriz’’diye bizi sakinleştirdiler.

Eh bizim de bizi yönetenlerden kalır yerimiz yok tabi. Rehavete devam kararı verdik.

Ne var ki kriz denilen bu musallatın dini imanı hiç yok, hemen ısırmaya başladı ama biz yarına düzelir inşallah diye temenni ederek savuşturmaya çalıştıkça da üstümüze gelmeye başladı. Şimdi ise kara kara düşünmeye başladık.

Dediğim gibi dini imanı olmayan krizden insaflı olmayı beklemek zaten bir zaafiyetti, onu da çok güzel yerine getirdik.

Avrupa ülkelerindeki reel sektör için durum –bir kaçı hariç-hiç kötü değil. Faizler de iyice düşmüş durumda.

Olaya bugün Sağlık Sektörü açısından bakarsak durumu şu şekilde görmek mümkün.

-Genel ithalat azaldı, bu kez mal getirtmek için TIR bulmak zorlaştı…. TIR başına maliyet en az 1000 Euro fazlalaştı. ,

-Üretilen malzemenin ham maddesi dışardan geldiği için, bizim sektör fazla stokla çalışır ve para kaynağı eksikliğini de bankalardan karşılar. Şu andaki faizler Euro bazında %13, YTL bazında ise %30. Bu durumda bu kaynağı kullanmak olanak dışı.

-Satılan mal bedellerinin geri ödemeleri hala düzelmedi ve düzeleceğe de benzemiyor. Özellikle Tıp Fakültelerinin durumu çok kötü ve ne yazık ki kişisel çabaların haricinde durumu düzeltme iradesi yok.

-Ham madde ve yardımcı maddeye %18 KDV uygulandığı için-ihracatın da katkısıyla -vergi dairelerinden önemli şekilde KDV alacağımız olmasına rağmen bu paraları almak fiiliyatta hemen hemen imkansız. Aldığınızda da zaten pul olmuş hale geliyor. Vergi Dairelerinin bitmez tükenmez belge istekleri ve bunların incelemesinin adeta yıllar alması nedeniyle, devlet üreticilerin önemli bir kaynağına el koymuş durumda.

-Başbakanlığın yerli malı tercihi hakkındaki genelgesi çok olumlu olmasına karşın henüz uygulamaya girmedi. Bu konuda hastane alımlarının nasıl gelişeceğini henüz bilmiyoruz.

Bütün bu sıkıntılara, tabi ki dirençle şimdilik karşı koyuyoruz. Toplam tüketimdeki zaten %15 olan sağlık malzemesinin oranın düşmemesi hatta artırılması gerekmektedir.

Bizler bu sektörün öncüleri olarak elimizden geleni yapıyoruz ve yapacağız da. Ama keşke bu arzu ve öngörü bizim dışımızda da olsa.